Hermetizm, Antik Mısır’da yaşamış bilge Hermes Trismegistus’un öğretisidir. Hermetizm adının sonundaki “izm” sonekine bakılarak ilk bakışta bunun günümüzdeki bir felsefi akım olduğu sanılabilirse de, felsefi bir akım değildir.

Wikipedia

İnsanlık tarihi boyunca hemen tüm ezoterik ve mistik öğretilere ve inanışlara temel olması bakımından Hermetizm en temel ezoterlk öğretilerden biri olarak kabul edilir. Aslına bakacak olursanız, “Bu konuda bir başka temel ezoterik öğreti olan Kabala ile çekişirler” diyebiliriz. Şimdi Hermetizm hakkında, temel ilke ve görüşlerini ortaya koyacak biçimde biraz bilgi vermeye çalışalım.

Hermetizm özünde kadim bir “ruhsal, felsefi ve majik gelenek” ve bir “ruhsal gelişim yolu” olarak tanımlanabilir. Bu öğreti adını büyük bir Mısır bilgelik ve büyü tanrısı olan Toth’un Yunan-Mısır formu olan tanrı Hermes Tresmegistos’tan alır. Bu ad Yunanca, “Uç kere En Yüce Hermes” anlamına gelmektedir.

“Uç kere yüce” adından kasıt ise takipçilerine göre Hermes’in Toth’un üçüncü enkarnasyonu olmasıdır. Hermes Tresmegistos aynı zamanda tamamı sadece on üç satırdan oluşmakla birlikte bugün tüm hermetik felsefenin özünü oluşturan meşhur Zümrüt Tablet’in12 de (İng. Emerald Tablet) yazarıdır.

Hermetik öğreti, insanlığın Tanrısal Olan ile “birlik” durumuna ulaşabilmesi için ruhsal bir yolculuk içinde olduğunu kabul eder. Öğretide bu çaba, insanlığın “Yüce İşi” ya da “Yüce Çabası” olarak tanımlanır. Hermetizme göre kişi eğer Tanrısal Olan’a ulaşmak istiyorsa öncelikle O’nu istemek ve daha sonra da O’na yönelme yolunda bir çaba göstermek zorundadır. Bu cümleyi kısaca özetlersek hermetik öğreti bize ruhsal gelişmenin insanın isteği ve çabası olmadan elde edilemeyeceği gerçeğini gösterir.

hermetizm

Hermetik öğreti politeistik (çok tanrılı) görüntüsünün altında temelde monoteistik yani tek tanrılı bir yoldur. Tıpkı Kabala gibi o da Yaratılış’ta tek bir yüce Tanrısal Birlik’ten çıkan çok sayıda oluşum ya da tezahür felsefesini ortaya koyar. Hermetizme göre Yaratıcı hem her yerde var olan yani her şeyin içinde olan ama aynı zamanda da her şeyin ötesinde olandır. Evren ise yücedir ve –Gnostisizm’in aksine- temelde iyidir.

Tabula Srnaragdina. Yaratıcının sırlarım ve tezahürlerini ortaya koyan sayılan antik yazıt. Çok sayıda tercümesi vardır. En bilinen cümlesi; “Bir Olan’ın mucizelerini gerçekleştirebilmesi için Aşağısı Yukarısı ve Yukarısı Aşağısı gibidir.”

Hermetik felsefe, kişi eğer Yaratıcı’yı aramaya başlayacaksa bunun en iyi yerinin ve başlangıç noktasının Doğa’nın sırları olduğunu ortaya koyar. Bu çabaya yönelik ruhsal merakı ve arama isteğini teşvik eder. Bir varlık olarak insanın, isteği ve kullanılan bazı teknikler sayesinde, içinde yaşadığı somut âlemin ötesindeki soyut âlemlere ulaşabileceğini öngörür. Bu amaca ulaşabilmek için ise büyü, meditasyon, ritüel ve diğer ruhsal ve majik uygulamaları da devreye sokar. Kutsal Olan’ı arayanları ayrıca var olan tüm şeylerde mevcut olan dengeyi de görmeye çağırır.

Hermetizm sadece sözlü bir öğreti değil ama aynı zamanda tarih boyunca öğreticileri tarafından yazılı eserler aracılığıyla da aktarılan bir ruhsal bilgidir. Hermes Trimegistus’a atfedilen orijinal hermetik kitaplar Hermetika (Lat. Hermetico) adını alırlar ve kozmik ilkeler üzerine tartışmalar, doğanın, Yaratıcı Varlığın, yaratılmış varlıkların ve Yaratılış’ın düzeni, Kutsal Olan’ı bilme isteği, mistisizm, büyü, astroloji, simya ve ilaçları da içeren oldukça geniş bir uygulama alanını kapsarlar.

Hermetika adı verilen bu kitaplar genellikle iki ana başlık altında toplanırlar: Felsefi (dinsel) Hermetika ve 2. Teknik (majik) Hermetika Hermetizmin takipçileri “hermetikler” adını alırlar. Hermetikler arayıcıdırlar. Onlar, Kutsal Gerçeğin arayıcıları, Bilgeliğin arayıcıları, Anlayışın arayıcıları, Gnosis yani Bilgi’nin ya da Aydınlanmadın arayıcılarıdırlar. Hermetik merak, aynı zamanda başka öğreti ve anlayışlara da açık olmayı ve başkalarının izlediği ruhsal yolları tolere etmeyi de öngörür.

Bu merak kısmen kitaplar aracılığıyla giderilir. Sözlü olmasının yanı sıra aynı zamanda yazılı bir öğreti olması dolayısıyla da sadece bir öğretmen aracılığıyla ya da grup olarak takipçilerinin arasında yapılan meditasyonlarla yetinmeyip başkalarının edindiği tecrübelerin yazılı kayıtlarından yararlanmayı da teşvik eder.

Ancak ruhsal olan üzerinde sadece okumak ve bu biçimde araştırmak Hermetizm’in felsefesinde yeterli bir çaba değildir. Çünkü kişisel ve pratik bir deneyim olmadan bu konuda elde edilebilecek şey çok azdır.

Bu nedenle öğretide her ne kadar kişisel okuma yoluyla çalışma ve öğretim teşvik edilirse de bunun yanında rituel, meditasyon ve diğer pratikler yoluyla elde edilen ruhsal deneyimlerin de şart olduğu vurgulanmaktadır. Bunlara ek olarak, kişinin kendi seçimiyle yapacağı dinsel bir adanmışlığın da onun gelişiminde çok büyük rol oynacağı ayrıca belirtilir.

Şimdi öğretinin bazı temel ilkelerine ve kabullerine biraz daha ayrıntılı biçimde bakmaya ve hermetizmin ana felsefesini ortaya koymaya çalışalım. Ana kavramları şunlardır:

“ …Aşağısı Yukarısı Gibidir”

Tam açılımını aşağıda vereceğimiz bu deyiş, hermetik felsefenin temelini oluşturan ünlü Zümrüt Tablet’in -tüm ezoterik felsefenin de temelinde bulunan- en önemli deyişidir. Pek çok farklı yorumlanışı olsa da genel anlamda şu biçimde çevrilebilir: Hiç yalansız, en kesin ve temel gerçek şudur: “Bir Olan’m mucizelerini gerçekleştirmesi için, Aşağısı Yukarısı ve Yukarısı da Aşağısı gibidir. ”

Zümrüt Tabletin tamamı yalnızca on üç satırdan ibarettir. Ama o, bu kısacık metnine karşın içeriğiyle hermetik akımın mihenk taşını oluşturmaktadır. Bu gizemli yazıtın kaynağı antik çağın tarihi içinde kaybolmuştur ve hatta gerçek adı bile tam bir sırdır. Yine de yüzyıllar boyunca sadece hermetik felsefenin değil ama aynı zamanda büyü ve simyacıların da ilham kaynağı olmuştur.

Bu gizemli tablet bilinen en eski hermetik yazıttır. Aslında ayrıntılı biçimde ve derinlemesine incelendiğinde tam bir kabalistik anlayışla yazılmış olduğu da görülür. Tablette söz konusu edilen tüm kavramlar aynı zamanda Kabala’nın da temel kavramlarıdır. Öylesine iç içe girmiş durumdadırlar ki hangisinin daha eski olduğu tarihçiler arasında halen tartışma konusudur.

Her şey Kutsaldır

Yukarıda belirttiğimiz gibi Kutsal Olan tüm şeylerde var olduğundan ve yaratılmış olan her şey O’ndan bir parça, bir yansıma olduğundan Hermetizm yaratılmış olan, var edilmiş olan her şeyi kutsal olarak görür.

Bu nedenle de yaratılmış olan her şeyin ve insanların temelde (ruhsal anlamda) iyi olduklarına ancak fiziksel âlemde tecrübe kazanabilmeleri amacıyla dünyaya doğduklarında ruhlarının mevcut bulunan en alt seviyesi (Nefs) gereğince geçici olarak dünyasal arzulara ve çoğu zaman da kötü yollara sapabildiklerine inanırlar. Ancak kötünün de insana iyiyi öğretebilmek için gerekli bir olgu olduğunu düşünürler.

İyi’yi yani Yaratıcı’yı arayış sürecinde ise tefekkür, idrak, dua, arama ve gnosis (kutsal bilme) yollarıyla insan varlıkları her ne kadar Oz’üne tam olarak ulaşamasalar da giderek daha fazla bir biçimde O’na benzemeye çalışabilir ve sonuç olarak O’nunla Bir olmaya çok yaklaşabilirler.

Pek çok Hermetik böyle bir amaca bir yaşam sürecinde ulaşılamayacağına ve dolayısıyla bu idealin tek bir bedenin yaşamı süresince tamamıyla edinilemeyecegine inanır. Bu nedenle yeniden doğuş olgusu ile ilgili düşünceler Hermetikler arasında değişik biçimlerde algılanır ve kabul görür.

Soyut Âlemlere Geçiş

Hermetikler yanlızca teorik, yazılı eserleri araştırmak yoluyla gösterilecek bir çabanın ruhsal gelişim için yeterli olmadığını, bu yolda bireysel deneyimlerin de mutlaka gerekli olduğunu söylerler. Hermetik felsefenin pratik yanını oluşturan uygulama ise kişinin bireysel olarak edineceği deneyimleri kapsar.

Hermetik anlayışa göre aslında tüm insan varlıkları fiziksel olmayan soyut ruhsal âlemlere geçebilme yeteneğine sahiptirler. “Ruhsal” olarak tabir edebileceğimiz bu âlemler Hermetizm’de psişik, mental ve spiritüel âlemler olarak değişik seviyelerde adlandırılırlar. Öğretiye göre bu âlemlere erişim yeteneği tüm insanlarda var olan doğal ve içten gelen bir yetenektir ve bir takım ruhsal tekniklerin kullanılması yoluyla kişinin yaşam süresi boyunca geliştirilebilir.

Öğretiye göre fizik ötesine (metafizik) erişimin bir başka yolu ise Teürji13 ya da bir takım törensel, rituel uygulamalar yoluyla ilahi Olan’a ulaşmaya çalışmaktır. Rituel uygulamalar ise bu tür bireysel bir araştırma için çok güçlü bir pratik olabilir ve bu aşamada kullanılan, birbiriyle kombine edilmiş bir sürü psiko-spirituel teknik kişiyi fizik-ötesi âlemlere ulaştırabilir.

“Okültizmin çalışma alanlarından biri. Kozmik ve doğaüstü güçlerin ilişkilerinin incelenmesi bu güçlerin kullanılması biçiminde tanımlanır.”

Yüce Çaba

Hermetizm’de var olan, insanlığın daha önce yer edindiği ve Yaratıcı ile bir arada bulunduğu daha kutsal bir seviyeden “düşmesi” (İng. fail) fikri pek çok din ve ezoterik felsefede de ortak bulunan bir düşüncedir. Bu kavramın değişik versiyonları hermetik akımın farklı komponentleri olan Mısır, Yunan, Gnostik ve İbrani mitolojilerinde de kolaylıkla görülebilir.

Ancak bir farkla tıpkı kabalistler gibi hermetikler de bu Cennet’ten Dünya’ya, Yukarı’dan Aşağı’ya ya da Birlikten Çokluğa düşüşü bir kötülük ya da bir ceza olarak görmezler. Tam tersine bunun ruhsal gelişmemiz için mutlaka gerekli ve olması gereken bir durum olduğunu düşünürler.

Bu felsefenin takipçilerine göre tıpkı genç bir kişinin, yaşamda deneyim kazanmak amacıyla evinden ayrılması gibi insanlık da deneyim kazanmak için bulunduğu o kutsal mekândan ayrılmak yani “düşmek” zorundadır. Ancak bizim yolculuğumuz er geç eve dönünceye ve yenilenme için Tanrısal Olan’la bir oluncaya kadar süren, bitmeyen bir ruhsal ve fiziksel yolculuktur.

Her hermetiğin yüklenmek zorunda olduğu bu çaba (tıpkı Kabala’da olduğu gibi) çoğu zaman Tikkun yani “yenilenme” (restorasyon) olarak adlandırılırsa da bu sadece önceki kutsal durumumuzu geri kazanma işiyle sınırlı bir süreç değildir. Bu çaba aynı zamanda yeni bir şeye de bağlanma çabasıdır. Çünkü bizler ve tüm fiziksel ve ruhsal gerçeklikler enkarnasyon döngüsüne girmekle bir başkalaşım geçirme durumuna düşmüşüzdür.

Öğretiye göre Eden ya da Cennet adını verdiğimiz ve daha önce terketmek zorunda kaldığımız o ruhsal bahçeye tekrar döndüğümüzde ve Yaratıcı ile yeniden Bir olduğumuzda orasının artık o eski, bıraktığımız yer olmadığını göreceğiz. İşte bu yeni ve değiştirilmiş Birlik, hermetik çabanın en yüce amacıdır.

Bu süreç Hermetizm’de hem Yüce İş (ya da Yüce Çaba) ve hem de Muhteşem Sanat olarak adlandırılır. Bu seviyeye ulaşabilmek gerçek Bilgeliği, Felsefe Taşı’nı, Mükemmel Mutluluğu, Surumun Bönüm yani Yüce İyiliği yakalamaktır. 36 Öğretiye göre “eve” doğru olan bu yolculuk, anahtarı doğanın yolları ya da doğanın yasaları olan bir sistem aracılığıyla Tanrısal Olan’la bağlarımızı yenileme olarak da anlaşılabilir. Hermetizm’de her bir bağ farklı bir inisiasyon ile temsil edilir.

Bu konuda değişik hermetik okullar değişik doğal yollar takip ederler. Kimi temeli simyaya dayanan bir seri inisiasyon kullanırken, bir başkası inisiasyonlarını ruhun seviyelerine dayandırabilir. Bu konuda çeşitli hermetik okullar çok çeşitli ve birbirinden farklı yollar ve teknikler kullanırlar. Elbette ki bunları burada anlatmayacağız. Ancak burada vurgulamaya çalıştığımız şey şudur: Tıpkı Kabala gibi Hermetik felsefe de Yaratıcı’yı aramanın yolunun yaratılanı aramaktan geçtiğini vurgular ve bu amaca yönelik olarak farklı teknikler ve uygulamalar kullanır. Ancak araçlar ne olursa olsun amaç ortaktır.

Bunun da ötesinde bir hermetiğin amacı, ruhsala ulaşma yolunda tüm maddesel şeyleri reddeden bir ruhsal yolculuk yerine fiziksel ve ruhsal şeyler bir arada olmak üzere var olan tüm şeyleri kucaklamaya ve dengelemeye dayanan bir yoldur. Hermetizm, Mistisizmin uyguladığı gibi Tanrısal Olan’a erişmenin inzivaya ve çileye dayanan bir yolu değil ama tam tersine daha şiirsel olan bir yönüdür. Bu konuda, Tanrısal Akıl’ı sorgulamaya çalışan Hermes Trismegistos şöyle der:

“Kendinizi ölçülmesi mümkün olmayan büyüklüklere doğru götürün.. Bedeninizden tümüyle kurtulun ve sonsuzluk olun! İşte o zaman Tanrı’yı anlayacaksınız…Hiçbir şeyin sizin için imkansız olmadığını idrak ederek kendinizi ölümsüz olarak görün! Kendinizi tüm sanatı, tüm öğrenilecek şeyleri anlayabilen biri olarak ve yaşayan her canlı varlığın doğası olarak görün!

Tüm yüksekliklerden daha yukarı gidin ve en aşağıdaki şeylerden daha derine inin! Ateşten ve sudan, kuru ve ıslak olan her şeyden vücuda getirilmiş olan her şeyi duyularınızın içinde toplayın ve bir anda cennetteki, karadaki ve denizdeki her şey olun! Henüz doğmamış olun! Rahimde olun! Genç olun! Yaşlı olun! ölü olun ve ölümün ötesinde olun! Ve tüm bunların hepsini; zamanları, yerleri, şeyleri, nitelikleri ve nicelikleri aynı anda ve bir arada kavradığınızda işte o zaman Yaratıcı’yı anlayabilirsiniz…“

Yukarıdaki bu bilgece söz Hermetizmin, ezoterik öğretilerin temelini oluşturmasının nedenlerini bütün açıklığı ile ortaya koyuyor gibi. Değil mi?

Kaynak : Ezoterik Bilgiler – Ahmet Akıncı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir