Cinler

Kosmosta salt enerjiden ibaret olan her şey, algılanabilen veya beş duyudan saklı kalan, ancak, aklımız ve sezgilerimizle farklı frekanslarda var olabileceklerine inanabileceğimiz diğer boyutlardaki yaşam formlarının tümü de aynı ilahi nur ve kozmik bilinçle varlık kazanmışlardır.

Evren sonsuz mekanlara yayılırken, fizik bedenle giremeyeceğimiz sayısız boyutlar ve farklı evrenlerle, paralel dünyalar üst üste katlanır. Evren bükülür, maddenin tersine çevrilmiş hali olan düzleminde ayrı dünyalarla yaşam formları bulunabilir, hepsi de karşılıklı olarak bilinmeyen etki alanları ile birbirine tesir edebilirler.

Fizik bilimi artık, ağırlıklar ve ölçümler alanındaki sınırları kaldırarak, kuantum fiziğinin, antimaddenin, paralel evrenlerin gizemli alemine adım atarken, geleneksel fizik kurallarına uymayan normal dışı her olayın Kuantum Fiziğine dayanan açıklamaları bulunabileceğini de kabul etmiş görünmektedir.

Boyutlardaki varlıklarla, bize göre görünen gerçekliğin dışında ve bükülmüş bir evrende olduklarından iç uzaylılar diyebiliriz. İster Astral alem olarak adlandırılan, ancak duble bedenimizin titreşim frekansları ile girip algılayabileceğimiz başka bir boyutun katlarında olsun, ister başlı başına milimetreden çok daha az yakınlıktaki paralel bir boyutun içinde olsun, eskilerden beri varlığı fark edilen varlıklara dair, dünyanın tüm toplumlarında yaygın bir Cin – Peri inancı büyük dinlerden öncesine de kabul görmüş ve süregelmiş olarak görülür.

Cin adı yerine, farklı adlarla anılmış olsalar da, aynı kategoride bulunan varlıklardır. Elbette başka bir zaman ve makanın, başka bir realitenin parçalarıdırlar ama fark edilmiş olmaları kaçınılmazdır. Zaman zaman elektromanyetik düzensizlikler baş gösterir, boyutlar arasında girişimler oluşabilir. Özellikle fırtına, yağmur, sis gibi hava olayları veya iyonize hava kütleleri, bu girişimler için uygun manyetik alan etkilerinin artmasına sebep olabilir.

Zira, cin peri inancının en yaygın olduğu bölgeler, çok yapış alan yerlerdir. İrlanda, İngiltere, İskoçya bir çok kuzey ülkesi başta gelirken, Türkiye’nin Karadeniz bölgesi en yaygın cin – peri söylentilerine sahip olmuştur.İnancın, Asur – Babil kültüründe bilinen kayıtlı bir başlangıç noktası olmakla beraber, Kartaca, Fenike, İbrani gibi eski bir çok kavimin bilgi dağarcığında yerini almıştır. Germen inancında Silifler havanın ruhları olarak ünlenmiştir. İskandinav kültüründe, Trol – Fafnir,  Keltlerde Elfi İngilizlerde Goblin, Almanlarda Kobolt, Etrüsklerde Kharon, Eski Yunanda Demon – Keres – Harpia, Roma’da Genius, Eski Araplar’da İfrit, İran’da Badran, Slavlar’da Yuda, Eski Sırplar’da Diva gibi isimlerle adlandırılımaları Cinlerin ünvanlarına verilebilecek küçük örneklerden sayılır.

M.S 46 doğumlu yunan felsefeci, tarihçi Plutarkhos’a göre cin, çok yoğun biçimde düşünebilen bir varlıktır, güçlü titreşim yayarak insanları etkileyebilir. Yeraltı cinlerinin getireceği tersliklerden korunma ritüelleri ve belirli hayvan kurbanları ile, eski Yunan halklarının fazlaca ilgilendiği bu farlıklar, Roma’da kötüler ve iyiler olarak sınıflanır. İyi cinlerin Ay’la Dünya arasında yaşadığına inanılırdı. Kehanet ve gizli sanat onlarla yapılırdı. Kabala, cinler ile ilgili ilimleri de kapsamına alır. Matta incilinde, Hz. İsa’nın şifa verirken, çoğunlukla cinlerin neden olduğu dertleri iyileştirdiği belirtilir. İbni Sina, Kanun adlı eserinde, sara – epilepsi hastalığının bazı türlerinin, cinler tarafından beyne iletilen enerjilerin sonucu olarak ortaya çıktığı yazar.

Peygamberler arasında yalnız Hz. Süleyman cinlerden faydalanmıştır. Hristiyanlıkta, Anglikan ve katolik kiliseleri, geri varlıkların ele geçirdiği insan veya yerleri temizleme ve varlıkları bir yer veya insandan ayırmak için belli törense ritüel ve dualar kullanmayı uygun görürler ve kovma işi Exorcism‘in ilkelerini savunurlar.

Ne tür özellikleri vardır?

Cin grubu varlıklar, hem isyan, hemde itaat edebilen yapıdadırlar. Özel bir enerji ve program dahilinde iş görebilirler, Şeytan gibi onlar da, bazı durumlarda, bazı insanlara kendi bilinçlerinden yaptıkları yayını ulaştırabilirler, bu yayın, korumasız birinin; vesvesesi, isteklerinin giderilmesi eğilimi, güç edimi arzusu, akılda negatif kıvılcım, isyana ve inkara körüklenme gibi yansımalarla dolmasına yol açabilir.

Şeytani kökenli bu yayın, yanılgı kaynağı ters kutuplardan, ancak ilahi iradenin vermiş olduğu mühleti ve izni sonucunda iletilir. Elbette, hayır ve şer Allah tarafından yaratılmış ve her birinin görevini eksiksiz yerine getirmektedir.

Cinlerin negatif etkilerini, savunmasız insanlardan, ruhsal anlamda zayıf düşmüş, düşürülmüş veya buna eğilimini kendi eliyle yaratmış kişilerden soyutlanmak için bilgi gerekmektedir. Bu türden varlıkların tesir alanlarının etkisi telepatik önermeler gibidir, hissettirmeden işler ve insanın bilincinde onarılmaz gedikler açabilir. Obsesyona, posesyona, şizofreni, histeri, paranoya gibi bazı akıl hastalığı türlerinin etki alanını genişletmesine, kişilik bozukluğuna yol açabilir. Ruh çağırmaya kalkışmak yersiz bir eylemdir, bilinçler senkronize olduğunda; bir yada birkaç kişi ruh çağırmaya kalkıştığında, gelen bir şey olmaz ama, diğer taraftaki bir boyuta gönderilen böylesine bir önerme, telepatik olarak karşılık bulur. Artık varlıklardan birinin bilinci, irtibata geçmekten hoşlanarak, ruh çağıran kişiden enerji edinmeye kalkışabilir. Yavaş yavaş ve fark etmeden etkilerle, değişimler ufak çaplıdır hemen ortaya çıkmaz.

Dolayısı ile cinlere bilinçsizce kapı açabilecek fal bakma, ruh çağırma nefretle yoğunlaşmak, lanet okuma gibi eylemlerde bulunmak doğru sayılmaz. Tüm varlıklar elementlerden oluşur, cinlerin yalın alev denilen oluşum hali, organik olan bir maddenin zıttıdır.

Biçim değiştirebilen, her şekil alabilen farklı bir enerji türünü ifade ederler. Moleküler yapıları da farklıdır ve titreşim hızı yüksek olan partiküllerden oluşan varlıklar olarak tanımlanabilirler. Isı olarak yüksek frekanslı, daha seyrek moleküllü ve akıcı bedenlere sahip oldukları düşünülür. İnsan yaşam süresinin 8-10 katı daha uzun sürelerde yaşam sürebilmeleri, yüksek titreşimli moleküller barındıran ortamlarından, özel şartlar sağlandığında boyut değiştirip, hızlarını yavaşlatarak kitle kazanabilmeleri de mümkündür.

Çoğunlukla insanın korktuğu formlara bürünebilirler, Maji veya büyüsel işler için yardım etmeye, celbetme yolu ile çağrılan birçok varlık kendinden güçlü bir insanın emrinde ram olmak istemez ve korkutucu şekiller alırlar. Ancak, majisyen onlara kendi istediği forma bürünmelerini; bir saksı veya güzel bir çocuk olmalarını emredebilir. İnsanların buyruğuna giren, yararlı işleri seven iyilikçi cinler de vardır.

Havas ilmi ile, riyazatta bulunup, oruç tutarak belirli duaları sayıları ile okuyup, buhur ve ikram malzemeleri kullanarak tasarruf yöntemi ile cinleri çağırmak mümkün.

İslam Bakışı

Cin kelimesi örtülü demektir, elbette beş duyumuzdan örtülüdürler, gerçekte böyle bir inanç boş denildiğinde bu önemsizdir, çünkü açıkça bildirilmiş, ins ve cin kelimeleri ile bir arada, 85 kez Kur’an-ı Kerim’de yer almıştır. Bu yüce Hak sözlerinin evrenselliği, bilimselliği ve hakikatı tartışılmayacak kadar derin ve anlamlıdır.

Hicr Suresi 26 ve 27. ayetlerde şöyle der; “Biz insanı kuru çamurdan, biçim verilmiş, kuru balçıktan yarattık. onlar evvel cini, dumansız ateşten yarattık.”

(vel cânne halaknahü min kablu min naris semum)

Fahrettin Razi, İbn-i Sina, Farabi, Taberani, Ebu Nuaym, Gazali ve Muhiddin-i Arabi gibi bilginler cinlere karşı nasıl bilinçli olunması gerektiğini ve ne türde tesirler yaratabildiklerini bir çok eserlerinde paylaşmışlar. İmam Kurtubi, Tezkire adlı eserinde bir cin tarafından rahatsız edilen Ebu Dücane’nin peygamber Hz. Muhammed’den yardım istediğini ve onun Name-i Resullullah adındaki tasallutlardan kurtarma duasını yazdığı ve korunması için bu mektubu verdiğini bildirdi.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir