Tüm ezoterik ögretiler arasında en ilginç ve gizemli olanlardan biri, belki de birincisi hiç şüphesiz Kabala’dır. Bunun nedenleri arasında, her ne kadar genel anlamda bir Yahudi ögretisi olarak bilinse de aslında özünde evrensel bir ögreti olması, kaynagının tarihin derinliklerinde tamamen kaybolmuş hatta kimilerine göre insanlık tarihinden daha eski olması ve yeryüzünde mevcut olan tüm ezoterik ögretilerin temel kavramlarını bünyesinde toplaması sayılabilir. Ancak Kabala’nın gizeminin esas kaynagı, özün ün henüz hiç kimse tarafından gerçek anlamda bilinememesidir.

Gerçekten de derinlemesine incelendiginde görülür ki Kabala tüm ezoterik ögretilerin temel kavramlarının tümünü bünyesinde toplayan, sadece kuramsal yönüyle degil ama aynı zamanda pratige yönelik yanıyla da hemen tüm ezoterik ve hatta ekzoterik ögreti ve sistemlere temel oluşturmuş bir
sistemdir.

Onu tam anlamıyla sınıflandırmanın zorlugu nedeniyle “sistem” dedik. Çünkü o özünde inanca dayalı bir ögreti olmakla birlikte aynı zamanda felsefeyi, bazen majiyi, mutlaka bilimi vs içinde barındırır. Bu yapısı nedeniyle de takipçileri ya da araştırıcılar tarafından ucu bucagı belli olmayan sonsuz bir denize benzetilir. Kabala geleneginde çok bilinen bir ifadeyle, “gerçek anlamıyla sırlarına erişmenin bir insan ömrüne sıgmadıgı” söylenir. Şimdi bu ögreti ve sistemi biraz ayrıntısına girerek incelemeye çalışalım.

Kelime anlamına baktıgımızda “Kabala” teriminin İbranice
kb! yani ki bel (ya da kabel) kökünden geldigini görüyoruz. Çok
genel olarak “almak” anlamına gelen bu kök dolayısıyla kelime
Türkçe’ye, “Alınmış Gelenek” biçiminde tercüme edilir. Bu baglamda da insanlık tarihi boyunca kuşaktan kuşaga, önce sözlü
daha sonra yazılı olarak geçirilmekte olan bir mistik ve ezoterik
bilginin ve gelenegin sürekliligini ortaya koyar.

Kabala’nın genel olarak kullanılan bu alış/kabul ediş anlamından başka gene kb! köküyle ilişkili olarak diger çok sayıda başka anlamı da bulunur ve bu anlamlara gelmek üzere Eski Ahit’te tam on beş yerde karşımıza çıkar ve Eski Ahit’in üç bölümünün her birinde-Torahl5,
Peygamberler ve Yazmalar-birbirinden bagımsız anlamlar taşır.
Bu anlamlara kısaca baktıgımızda ise bu kelimenin Torah’ta iki
yerde “karşılık” anlamına, Peygamberler’de iki yerde “zıtlık” anlamına ve Yazıdar’da ise on bir yerde, “alma kabul etme” anlamına kullanıldıgını görüyoruz.

Eski Ahit’in ilk beş kitabı. Bu kısım Eski Ahit’in Musa’ya Sina Dagında direkt olarak T-nrı (IHVH) tarafından vahyedilen kısmıdır. Beş kitaptan oluşur ve bu nedenle Pentateuch olarak da anılır.

Biraz önce belirttigirniz gibi genel olarak bir Yahudi ögretisi, Judaizmin ezoterik yanı ya da Torah’ın ezoterik boyutu olarak tanırolansa da bu buzdagının sadece suyun üzerinde kalan kısmıdır. Kabala‘nın bir diger anlamı ise “gelenek” tir. Yukarıdaki basit tanımından sıyrılıp onu gerçek anlamıyla tanımlamaya çalışırsak şöyle diyebiliriz:

“Kabala Tanrısal Olan’ın dogası, Yaratılış, insan ruhunun kaynagı, yapısı ve kaderi ile İnsanoglu’nun Yaratılış içinde oynadıgı rol konusunda çok geniş bir tartışma alanı içerir.”

Ayrıca bu kuramsal ilgi alanına ek olarak, başlangıçta sadece seçilmiş belli bir kesime ögretilen meditatif, ibadete yönelik, mistik ve ayrıca büyüye yönelik bir takım pratik uygulamaları da kapsar. Kabala ögretisi saydığımız bütün bu yönleriyle yalnızca Yahudiler değil ama Yahudi olmayanlar tarafından da yüzlerce yıl boyunca çalışılmış ve kullanılmıştır.

Eski Ahit ile olan bağından ve terminolojisinin İbranice olmasından dolayı halk arasında ezoterik bir Yahudi ögretisi gibi görünen Kabala’nın aslında evrensel bir sistem olduğunu ortaya koymak üzere şimdi onun kaynağına yönelik olan bir başka açıklamaya bakalım:
Kabala‘nın ilk yazılı eserlerinin kimine göre 1 yy, kimine göre ise 12 yy da ortaya çıktığı kabul edilir.

Söz konusu tarihlere kadar ise tamamen gizli, sözlü bir ögreti olarak kulaktan kulağa bir öğrenciden diğerine aktarılan Kabala’nın kaynağının gerçekte hiç kimse tarafından bilinmediği şüphe götürmez bir gerçektir. Bu nedenle bu konuda söylenen ve yazılan tüm şeylere şüphe ile yaklaşmak gerekir. O, kaynağı kesin olarak bilinmeyen, son derece gizemli ve insanlar tarafından tarih boyunca üzerinde büyük bir yoğunlukta çalışılmış ve tüm insanlık tarihini derinden etkilemiş ve pek çok ezoterik ögreti gibi temelinde sözlü bir sistemdir.

Farkettiğiniz gibi ondan öğreti yerine daha ziyade sistem diye bahsediyorum. Çünkü o aslında bir öğretiden ziyade Yaratıcı, Varoluş, İnsan Ruhu ve diğer varlıkların Varoluş içinde aldıkları yeri açıklamaya çalışan bir bilgi, inanç ve felsefe sistemidir. Bu geniş kapsama alanıyla da tüm ezoterik öğretilere temel oluşturmuş ve ayrıca gerek semavi dinleri ve gerekse diğer batı düşünce sistemlerini (hatta Uzak Doğu sistemlerini) dahi etkilemiştir. Kuramsal Kabala temelinde, var olan her şeyin başlangıcında inancın, bilginin ve bilgeliğin olduğunu ve bunların “bir arada” Yaratılış’ın temelini oluşturduğunu ortaya koyar. O’na göre, Yaratıcıya giden yolda bu üç unsur temel ve olmazsa olmazdır ve bunlar olmadan yapılan her türlü pratik uygulama (özellikle büyü) ise kesinlikle yasaktır.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi doğuşu konusunda kesin bir
kaynak olmamakla birlikte kabalistik olarak nitelendirilen en eski yazılı dökümanlar M.S. l.YY civarlarına aittir. Bununla birlikte Kabala’nın en eski biçimlerini oluşturan vahiy olgusunun çok daha eski sözlü gelenekiere dayandığı konusunda görüşler de vardır. Yirminci yüzyılın en önemli kabalistlerinden Gersham Scholem Kabala’nın kaynaginın ancak 12. yüzyıl civarına kadar yazılı olarak izlenebildiği sonucuna varmıştır. Kabala kelimesinin orijini ise pek çok tarihçi tarafından Ama İshak’a (Isaac the Blind, M.S. 1 160-1236) dayandırılır.

Kaynağına yönelik bir başka görüş ise takipçileri tarafından şöyle ortaya konur 6: “Tanrısal Olan, başlangıçta Kabala’yı, Cennet’te seçkin bir melek grubuna öğretmişti. Adem ve Havva’nın Cennet’ten kovulmasından sonra, insanların tekrar eski asalet ve mutluluklarına kavuşabilmeleri için bu melekler onu dünyanın itaatsiz çocuklarına öğrettiler. Bu tanrısal bilgi daha sonra Adem’den Nuh’a ve oradan da İbrahim’e aktarıldı. İbrahim, Mısır’da Kabala’nın sırlarının bir kısmının açığa çıkmasına izin verdi. Böylece Mısırlılar bilginin bir kısmına sahip olup bunları diğer doğu ülkelerinin felsefi sistemlerine de aktardılar. Mısır bilgeliğinin tamamına vakıf olan Musa ise doğduğu bu ülkede Kabala’ya inisiye oldu ve çölde inzivaya çekildği kırk yıllık süre
içinde bütün vaktini ayırmasına ek olarak bir melekten (Metathronl7) aldığı derslerle de bu konudaki melekelerini iyice geliştirdi. Musa bu gizli doktrinin ilkelerini şifreli bir şekilde Torah’ın ilk dört kitabına yerleştirdi. Musa ayrıca yetmiş kıdemlilerini (elders)de bu doktrinin sırlarına inisiye etti ve onlar da kişiden kişiye onu aktardılar. Kuşaktan kuşağa aktarılışı sırasında Davut ve özellikle Süleyman Kabala’ya en derin inisiye olanlardandı. Ancak kimse onu ikinci Kutsal Tapınağın yıkılışı sırasında yaşayan Rabbi Schimeon Ben Jochai’ye gelinceye kadar yazıya dökmeye cesaret edemedi. Jochai’nin Ölümünden sonra ise oğlu Rabbi Eleazar, sekreteri Rabbi Abba ve müritleri onun yazmalarını değiştirdiler ve Kabalizm’in bilgi hazinesi İhtişam Kitabı ya da Işıgın Kitabı Zohar ortaya çıktı.”

Yine takipçileri tarafından Kabala’nın, Tanrısal Olan’ın melekleri aracılığı ile Musa’ya aktardığı Torah’ın yazılı olmayan özünü içerdiği belirtilir. Temelinde Torah’a dayalı olmasına karşın Ortodoks Yahudilikten farkı, Yahudiliğin temel ilkesinin Musa’nın yasalarına uymak olmasına karşılık Kabala’nın, Tanrısal Olan ile insan arasında doğrudan bir bağ kurmaya çalışan ezoterik bir sistem olmasıdır.

Temel ezoterik ögretilerden en önemlilerini buraya kadar kısaca ortaya koyduktan sonra şimdi Mistisizm‘e örnek olması bakımından günümüzde oldukça kalabalık bir takipçi kitlesine sahip bir başka şeklinden bahsedeceğiz. Bize ezoterik öğretiler ile bir karşılaştırma yapabilme şansını vermesi açısından mistik öğretilerin en önemlilerinden birinden, Sufizm‘den bahsedeceğiz. Günümüzde çok sayıda takipçisi olan bu öğreti hakkında biraz kısaca bilgi vermek mistisizmin temel ilkelerini anlayabilmek açısından da bize ışık tutacaktır.

Ezoterik Öğretiler – Ahmet Akıncı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir